Şu sıralar biraz fazla tembelleştim sanırım. Sıcaklardan olsa gerek. Ah birde evde duran kim. Aslında size anlatacak çok güzel yerler gezdim nerelere nerelere gittim ama bilgisayarın başına oturup da kim yazacak onları bilmiyorum.
Yayınlanan her türlü resim, bilgi, doküman izinsiz
kullanılamaz.
Kimler Online
Bir gezgin, bir fotoğraf makinası, bir fincan çay = Özgürlük
Kahvaltı Notu: Azmakbaşı (Çamlık)
Perşembe, 02 Temmuz 2009
Geçen hafta geçirdiğimiz küçük sağlık problemleri, Ceren’in bale
gösterisi hazırlıkları, katılmamız gereken iş yemeklerinin ardından
yorgunluğumuz atabilmek için haftasonu sakin güzel bir kahvaltı yapmak için
Azmakbaşı gittik. "Azmak" ismini Gökova Körfezi'nde oldukça sık
duyabilirsiniz. Azmak; "su kaynağı, nehir"
anlamına geliyor. Muğla'nın Sakar Tepe'sinden Gökova Körfezi'ne dökülen (7) adet
Azmak var.
Daha önce Belen kahvesi yazısını yazdığım da; bir türkü evi
daha bulduğumu oraya da bir kahve içmeye gitmek gerektiğinden bahsetmiştim. Bu sefer
bir Zeybeğin peşinden gidiyoruz dağ bayır demeden. Gerçekten dağ bayır öylesine
bir laf değil ne macera oldu bilseniz. Uyanıklık yaptık dönüş yolunu kısaltalım Sakar geçidini geçmeyelim diye ne geçitlere girdik sonunda.
Geçtiğimiz haftasonunu biraz eğlenceye
ayıralım dedik. Ceren’in getirdiği hepsi 5 olan karnenin hediyesi onun istediği
eğlence ve yüzmenin bir arada olduğu Su kayağı parklarından biri oldu. Karne
günü yaşadığımız güneş çarpmasının verdiği yüksek ateşin üzerinden geçen,
sadece bir gün dinlenmenin ardından çok sevdiğimiz!! Güneşin altında yeni bir
gün geçirmek arzusu galip geldi. Her ne kadar “bak yine etrafı beyaz beyaz
görürsün yine ateşin çıkar ve yine iğne
olursun” desem de “havuzdan çıkmam anne” yalvarmalıyla yola
koyulduk. Sanki havuzdayken güneşte saklanacak, güneş onu görmeyecek ve sanki
ben onun havuzdan çıkacağı gibi bir yanılgıya giriyorum.
Kargo şirketine gittim ki Rıfat ÇIĞ göndereceğim dediği
dergileri göndermiş sağolsun. Postadan bir şey gelince pek mutlu oluyorum ben
nedense. Daha yolda yürürken başladım karıştırmaya. En çok da Geyikli Kanyonunu
merak ettiğim için onunla ilgili bir yazı var mı diye hızlı hızlı göz
gezdirdim. Varmış. Arkadaşların öve öve bitiremediği benim de yemek için
Sonbaharı merakla beklediğim Çındar mantarı ile ilgili yazı bile vardı. Bilmediğim pek çok şey öğrendim ve bir çok
kişiyle tanıştım HERŞEY sayesinde.
Uzun zaman önce çok sevdiğim bir
kız arkadaşım , her yaz gittiği ve
tatilini geçirdiği Dikili’den bahseder, öve öve bitiremezdi. Bende
gözümde hep Dikili’yi canlandırmaya çalışırdım. Aradan oldukça uzun zaman geçti-Yaklaşlık
20 yıl-. Geçen sene yıllardır içimde kalan bir merak tekrar tozlu raflarından
gün ışığına mı çıktı, yoksa haritada gördüğüm Dikili yazısı içimdeki eski
merakı mı canlandırdı bilmiyorum ama kendimi birdenbire Dikili’de buluverdim.