İçeriğe geçin

Batman

Hasankeyf Efsaneleri

HASAN KEYF İSMİNE DAİR EFSANE

Zamanın birinde Hasankeyf çevresini haraca bağlayan, adamları ile birlikte yolları kesip halkı soyan Hasan isminde bir eşkıya varmış. Bu adam sonunda yakalanmış ve Hasankeyf Kalesi’nde zindana atılarak hapsedilmiş. Bir süre sonra da idama mahkum edilen Hasan, cezasının infazı için Kaledeki meydanda kurulan dar ağacına getirilmiştir. Ancak, idamdan önce son dileği sorulurken Hasan, görevlilerden bir küheylan getirmelerini istemiş, ata binip meydanın bir ucundan diğer ucuna bir cirit oyunu oynamayı arzuladığını ifade etmiştir. Dileği yerine getirilir, Hasan ata biner ve son hızla Hasankeyf Kalesi’nden 200 metre aşağıdaki Dicle Nehri’ne atlar. bu atlayıştan sonra at ölür ancak Hasan, karşı sahile kadar yüzerek kurtulur. Bu esnada meydanda toplanmış bulunan halk, Hasan’ın bu atlayışına karşı hep bir ağızdan “Hasan Keyfe (Hasan neden yaptın!)” nidasında bulunarak olay karşısında üzüntülerini dile getirirler. Hasankeyf isminin bu olaydan dolayı bu yöreye verildiği anlatılmaktadır.

İKİ YOLLU MİNARE EFSANESİ 
 
Sultan Süleyman bin Turan Şah Eyyubi’nin hükümdarlığı döneminde yapılan Sultan Süleyman Camii minaresi, daha inşaat halinde iken usta ile kalfa arasında inşaat tekniği açısından bir anlaşmazlık çıkar. Minarenin henüz dikdörtgen kaidesi yapılmakta iken usta ile kalfa arasında başlayan bu tatlı çekişme, kalfanın usta tarafından kovulmasıyla son bulur. Bu olay kalfanın çok zoruna gider. Ancak buna karşılık vermek için Dicle Nehrine hakim kayalıklar üzerinde bulunan El Rızk Camiinin minaresini yapmayı üstlenir.Kalfanın buradaki amacı, ustasının yapmakta olduğu minareden daha güzel bir minare yapmaktır. Nitekim öylede olur.Usta ile kalfa minarelerini birlikte yapmaya başlarlar. 

Her iki minare de yükseldikçe, ihtişamları da belirğinleşmeye başlar. Ancak kalfa, yapmakta olduğu minarede herkesten saklı tuttuğu bir ayrıntıyı özenle korumaktadır. Minareler, ilk bakışta dış görünüş itibariyle birbirine benzemektedir. Ancak halk, zarafet ve estetik açısından minareleri karşılaştırınca, kalfanın yapmakta olduğu minarede daha güzel ve göze hoş gelen desenler bulmaktadır. Zaman ilerledikçe, her iki minarenin inşaatı da hızlanmaktadır. Bir süre sonra minareler birlikte tamamlanır. Usta yaptığı minarenin açılışını, başta Melik olmak üzere kentin ileri gelenlerinin iştirakiyle gayet şatafatlı ve görkemli bir törenle açar. Kalfa ise yaptığı minarede sır gibi sakladığı bir inşaat tekniğini yalnız ustasının görmesini istemektedir. 

Bu nedenle minarenin açılışını yapmadan önce, ustasına karşı duyduğu saygıyı ön planda tutarak ve mütevazi bir tavırla ustayı açılışa davet eder ve minarenin açılışını ona yaptırır. Minarenin açılışından sonra usta, minarenin merdivenlerini kontrol etmek ve rahat olup olmadığını anlamak için minarenin tepesine çıkar. Birde ne görsün, kalfada minarenin tepesinde kendisini beklemektedir. Bu durumu hayretle karşılayan usta, kalfaya “ buraya nasıl çıktığını” sorar. Kalfa da her zaman olduğu gibi tevazuyu elden bırakmadan ustasına “ şu yan tarafta bulunan ikinci yoldan çıktım” der. Bunun üzerine usta, şöyle bir yan tarafına bakar ki birde ne görsün minarede çift yol yapılmış. Üstelik bu yollardan çıkan ve inen birbirlerini görmeyecek şekilde bir inşaat tekniği kullanılmış. Oysaki kendisinin yaptığı minarede böyle bir teknik kullanılmamış ve yalnızca minaresinde bir yol vardır. Bu durum karşısında ne yapacağını şaşıran usta, kalfasının bu şahane eserini takdir edeceği yerde gururuna yenik düşerek geçirdiği bunalım sonucu minarenin tepesinden aşağıya atlamış ve intihar etmiştir. Bu nedenle, Hasankeyf’te bulunan minareler, işte böyle tatlı ancak sonu dramatik olan bir rekabet anlayışı içinde yapıldığı için üstün bir inşaat tekniğine ve üstün bir sanat değerine sahiptir.

http://hasankeyf.itgo.com adresinden alınmıştır.

 

HASANKEYF’İN HÜZNÜ

Yumurtadan çıkıp kanatlanan küçük beyaz bir güvercin Hasankeyf’in üzerinde uçmaya başlamış; bir kereyle yetinmeyip durmadan uçmuş. Herkes yavru güvercini şaşkınlıkla izlerken hain bir avcının fırlattığı ok onun cansız bedenini Dicle’nin serin sularına ulaştırmış. Rivayete göre güvercin ağlamış, vücudundan çıkan kanlar ise günlerce Dicle’nin kızıl akmasına sebep olmuş. O gün bugündür Hasankeyf için hüzün ve acı başlamış derler.

FacebookTwitterGoogle+PinterestTumblrWhatsAppLinkedInStumbleUponRedditPaylaş
hasankeyf

Diclenin Kıyılarında… Hasankeyf Gezintisi

 Daha önce burada bahsetmiştim. Benim Güneydoğu Anadolu turuna çıkmamın en önemli sebebi Hasankeyf’in Ilıca barajı nedeniyle Dicle suları altında kalacak olması. Turumuz devam ederken Batman’a bağlı bu güzel beldeye yapılan yolculuğun bana ne kadar heyecan verdiğini tahmin bile edemezsiniz. Yolculuk esnasında taşlık, çorak manzaralar gözümüze çarparken ara ara yeşillenen arazi arasında ilerliyoruz.. Şu Güneydoğuda beni kendisine hayran bırakan Türkiyenin en gelişmiş batı bölgelerine bile henüz ulaşamamış yüzyılın projesi duble yollar Hasankeyf tarafına  gelememiş, tek şeritli yollardan tıngır mıngır  geçerek ilerliyoruz.  Devamını Oku